Yolun başı da, Sonu da Siz’siniz!


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/camus01/public_html/wp-content/plugins/onceki-yazi-linki/onceki_yazi_linki.php on line 56

“Doğduğumuzda hepimiz bütünden ayrı olmadığımızı biliyorduk. Yaprağı olduğumuz ağaçla birdik. Damla değil okyanustuk. Hatta ilk zamanlar evrensel dille iletişim kurduk.” Sonra sosyal öğrenme süreçlerinde kalıplara boğulduk, kurallarla yoğrulduk, normal olmayı öğrendik. Önce ailemizden ve yakın çevremizden, sonra eğitim sistemi içinde öğretmenlerimizden. Tek olmayı, yani BEN olmayı marifet olarak saydık. Ama bir tarafımızda bütünden kopmanın kaygısını taşıdık durduk yıllarca. Bize öğretilen sözde doğruların, negatif kalıpların esiri olduk, kaldık. Suçluyu hep dışarıda aradık, hep içimizden çok uzakta. Belki aynalardan da bunun için korktuk. Oysa “korku iyi bir hizmetçi, kötü bir efendiydi” korkunun esiri oldukça uzaklaştık özümüzden. Günlük sıradan maskelerimizi kendimiz sandık.

Toprak, deniz, hava, güneş, kısaca herşey bizden ayrıydı. İş dünyasında başka BEN’lere basarak, umarsızca yükselmeye uğraştık. Ünvanlarla, olanaklarla, malla mülkle süsledik BEN’lerimizi. Sonra bir baktık ki geride kocaman bir boşluk. Hani BEN olunca doyacaktık, bitecekti bu doyumsuzluk.

Sonra gerçeği farkettik yine, yeniden. “Hepimiz bir bütünün parçasıydık. Aynı özü içinde taşıyan, farklı bedenlerden ibarettik sadece.” Hepimizin içindeki özler aynıydı, sadece deneyim yaşama telaşında koşturan özsel yoldaşlardık aslında. Karşımıza her ne koşulda, ne kılıkta, ne rolde gelirse gelsin hepimizin özde aynı olduğumuzu kabul edince içimizdeki isyan külleniyordu birden. O zaman yargıladığımızın, suçladığımızın, aşağıladığımız veya küçümsediğimizin, hatta gözümüzde büyütüp kutsallaştırdıklarımızın, tanrılaştırdıklarımızın sıradan aynalarımız olduğunu fark edebiliriz.

Hazine zaten içinizde, kimse size zaten sahip olmadığınız birşeyi veremez. “Bütün eğitmenlerin, danışmanların, hatta ruhsal rehberlerinizin yapabileceği, size kendi kapılarınızı açmanıza yarayacak anahtarlar sağlamaktır.” Ama unutmayın, o kapıyı sadece siz açabilirsiniz. Yolun başı da, sonu da sizsiniz.

Aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

Bir önceki yazımız olan Su-Büyük Gizem başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.