Author Archive
İçsel Tanrıçalar Atölyesi – (Online Workshop), Her ay, ayda bir kez (perşembe ve cuma akşamı blok olarak) yapılmaktadır. Akşam saat 20.30-24.00 arası olmakla birlikte daha uzun sürebilmektedir. İçimdeki Kadın Atölyesi Eğitmeni Aynur GÜLEÇAL ile birlikte zoom üzerinden verilmektedir. DÖNÜŞÜMSEL REGRESYON KOÇLUĞU SERTİFİKASYON PROGRAMI – (Online), Her ay, ayda bir gün zoom üzerinden yapılmaktadır. Saat 10:00-16:00 […]
Anne karnındaki bu iki çocuğun yani, inanan ve inanmayanın sohbeti hepimize tanıdık gelecektir. Yeryüzünde bulunan “hayatın” ve “insanın” doğrudan Allah’ın varlığına işaret ettiği meselesi o kadar açıktır ki. Nasıl ki güneşin timsalini ve aksini tutan parlak bir aynaya, parlaklığına işâreten, mecâzen, “O ayna güneştir!” denilebiliyor ise; “İnsanda Rahman sûreti vardır” denildiğinde de, insanın “Allah’ın Zâtına ve sıfatlarına” çok net ve çok açık bir biçimde işaret ettiği ifade edilmiş olmaktadır. Mevlana’nın söylediği gibi O’nun aşkıyla yanmak için vuslatı, yani yeniden ruhen doğumu beklemek gerekir mi?
Sevgili dostlar aşağıdaki linkte 14/05/2013 tarihinde KTV – Gün’e Bakış programında sevgili Gülsüm Sönmez ile regresyon çalışmaları hakkında yaptığımız keyifli sohbeti paylaşmak istedim. Tavsiyem sabredip sonuna kadar izlemeniz. Bana bu konuda sorabileceğiniz birçok sorunun cevabını bu programda vermeye gayret ettim. Yinede sormak istediğiniz şeyler varsa bana info dan veya facebook tan mesaj atabilirsiniz…Kartal ÖZAL – […]
Sevgili dostlar uzun bir dönem sonra nihayet tekrar yazmaya vakit ayırabildim. Arayı bu kadar açtığım için sabırsızlananlar ve sitem edenler var. Ne olur kusura bakmayın. Biliyorsunuz bu kış benim için oldukça yoğun geçti. Dolayısıyla biraz dinlenmek ve bu sırada kendimi de dinlemek istedim. Bugün sizinle oldukça merakla okuyacağınız bir konuyu paylaşacağım.
?Ölümün ötesinde neler oluyor??
Uzun bir süredir çeşitli terapi çalışmaları yapıyorum. Bu çalışmalarım son zamanlarda çoğunlukla geçmiş yaşam regresyon terapisi alanında yoğunlaşmaya başlamıştı. Bir geçmiş yaşam regresyon çalışması seansında üç önemli aşama var. Bunlar; keşif, çözümleme ve tamamlama aşamaları. Bana gelen birçok danışan aslında keşif bölümünü merak ederek geliyor.
?Acaba geçmiş yaşamlarımda kimdim??,
?Nasıl bir hayatım vardı??,
?Bir ruh eşim var mıydı ve onu tekrar görebilecek miyim??
ve elbette?
?Nasıl öldüm? Ölürken yalnız mıydım? ? vs.
Birçok geçmiş yaşamımı keşfetmek için çokça çalışma almış biri olarak, ben de aynı soruları bolca sormuştum. Keşif bölümü elbette ilginç olmasının ötesinde tüm çalışmayı yönlendiren yapısıyla oldukça önemli bir aşama. Ancak ben bugün sizinle bu keşfin sonunda danışanların o geçmiş yaşamlarında öldükten sonra, ruhları bedenlerinden ayrıldığı andan itibaren verdiği bilgileri ve deneyimleri paylaşmak istiyorum.
Düzenli terapi çalışmaları yapan bir çok terapist bile ölümden sonraki bu bölümü çok uzatmak istemiyor, hatta belki de bir çok danışan gibi bu bölümden biraz korkuyor.
Normalde insanlar düşük enerjilere karşı korunaklıdır. Ancak “hastanede kalış, ciddi bir hastalık, yaşanan travma veya kazalar, bağımlılıklar, yoğun duygusal incinme” gibi anlarda bu koruma zayıflar. Düşük enerjilere bağlanılmasının en önemli sebebi kendinizi zayıf hissettiğiniz noktalardır. Örneğin, – Kendinizi sürekli açıklayamadığınız bir yorgunluk içinde hissediyorsanız, – Çeşitli konulara veya bazı insanlara karşı aşırı bağımlılık hissediyorsanız, – […]
Bebekler henüz anne karnındayken, hem annenin iç dünyasında, hem de çevrede olanları algılayabilir ve birçok bebek için travmalar anne karnında başlar. Bu travmalardan bazılarında kişi; – Hamilelikte istenmemiş ve düşürülmeye çalışılmış bir bebek olabilir, – Anne karnında kordon dolanması yaşamış veya ölü doğmuş olabilir, – Anne karnında veya sonrasında bir yakınını (abi, abla, anne, baba […]
21 Aralık 2012 tarihi yaklaştıkça bu konuyla ilgilenenleri bir telaş aldı. Hem dünyada, hem de ülkemizde 21 Aralık gününden maksimum ticari faydayı nasıl sağlarız düşüncesiyle bir sürü etkinlik oluşturulmuş durumda. Yucatan-Mexico da değil otel odası, parkta yatacak bank bulmak mucizelere kalmış durumda. Türkiye?de de durum farklı değil. Enerjisi yüksek diye bilinen dağlar, adalar ve benzeri yerler spiritüel etkinliklerle doldurulmaya çalışılıyor. Sanırsınız o gün gerçekten olağandışı bir şey yaşanacak ve bu kişilerin yanında olmak çok büyük bir şans. Sizi ancak onlar kurtarır. O gün tüm dünyada ?toplu meditasyon? ve ?birlikte yeni bilince hazırlanmak? gibi deneyimler yaşanacak. ?Yanımızda olursanız güvende olursunuz!?, ?Gelin sizi yeniçağa insiye edelim, birlikte foton kuşağını karşılayalım? sloganları da bu yüzden almış yürümüş durumda.
Bebeklerin anne karnındaki süreci nasıl yaşadıkları hakkında yazılan yüzlerce tıbbi kitap var. Ancak hemen hiçbiri bu sürecin spiritüel kısmına değinmiyor. Hatta neredeyse bebeğin ruhsal ve duygusal gelişimini yok sayıyor. Örneğin 16. haftadan itibaren çocuğun anne karnında ışığa duyarlı olduğunu, yirminci haftada konuşmalara tepki vermeye başlayacağını, yirmi beşinci haftada müzik sesine tekmeyle cevap verdiğini biliyor olabilirsiniz. Ancak altıncı aydan itibaren annenin duygularındaki değişimi anladığını belli edebildiğini biliyor musunuz? Ya da annesinin duygularının, asabiyetinin bebeği derinden etkilediğini ve karı- koca arasındaki ilişkinin bebeğin tüm yaşamını değiştirebilecek bir güce sahip olduğunu?
Ruhsal Enerji Nedir?
Ruhsal enerjimizin en önemli amacı tekamül etmek. Dolayısıyla ölümden sonraki sürecin en doğru işleyişi ışığa doğru yolculuk, yani ruhsal aleme geçmek. Kuran?da Münker ve Nekir olarak adı geçen meleklerin bizi kabir aleminde karşılayarak ışığa olan yolculuğumuza eşlik edeceklerini belirtiyor. Ayrıca bu süreç hakkında halen yaşamda olan insanların, ölüme yakın deneyimlerini anlattıkları yüzlerce kitap bulunmakta. Bu konuda yazılan tüm kitaplar göstermekte ki, ruhun bedeni terk ettiği andan itibaren başlaması gereken bir ruhsal alem yolculuğu var.
?Beden, can çocuğuna gebedir. Bir ömür boyu onu vücut rahminde taşır, besler; ölüm rûhun bir başka âleme doğması hâdisesinin sancılarıdır? diyor Mevlana.
Damla Çeliktaban geçenlerde Habertürk gazetesindeki köşesinde yazdığı yazıda normal doğumla ilgili bir araştırmaya yer vermişti. Ne zamandır değinmek istediğim konuda neden bir şeyler yazmadığımı bu köşe yazısı önüme gelince anladım ve kendi kendime gülümsedim.
Doğum konusunu araştıran birçok uzman var. Doğum anının çocukta ve annede yarattığı ruhsal, fiziksel ve zihinsel travmalar üzerine sayısız yayın var, birçoğu da yolda. Yale Üniversitesinin yayınladığı araştırma doğumun çocuk üzerinde bıraktığı izlere odaklananlardan sadece biri. Bu araştırmanın sonuçlarına göre vajinal doğum sırasında salgılanan UPC2 adlı kimyasal, beyin gelişiminde önemli rol oynuyor. UPC2, stres anında salgılanan ve ?insanın zor koşulları atlatmasını? mümkün kılan bir protein.
Bebek anne rahminde başlayan kasılmalar, itilmeler ve doğum boyunca süren çabası sırasında bolca bu proteinden salgılıyor. UPC2 ?beyin hasarından koruyan serbest radikalleri? ve hipokampüsteki yeni bağlantıları destekliyor, ayrıca anne sütüyle birleştiğinde koruyucu etkisi de artıyor.