Author Archive
2010 yılının Mart ayında, TPD ve CETAD?ın ortak basın açıklamasında, ?Eşcinsellik biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan üç yönelimden biridir. Her şeyden önce bir hastalık değil, yönelim farklılığıdır. Eşcinselliğin bir hastalık olduğu yaklaşımı 40 yıl önce terk edilmiş ve psikiyatrik hastalık tanı listelerinden çıkarılmıştır? deniyordu.
Türkiye Psikiyatri Derneği’nin internet sitesinde yapılan bu basın açıklamasına karşı, İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Vakıf adına yaptığı açıklamada şu görüşleri bildirdi:
?Eşcinsellik insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir. Sosyal öğrenme ile ve yanlış eğitimle gelişmiş bir durumdur. Biyolojik doğaya uymayan bir sapmadır. Heteroseksüelliğin geni vardır ancak eşcinselliğin geni yoktur. Homofobi yani eşcinselleri aşağılamak doğru değildir. Bu tercihte olan insanlara saygı gösterilmeli, ancak gerek görülürse ?onaylanmadığı? da belirtilmelidir.?
Özellikle evliliklerde sorunların başladığı yerlerden biri eşlerin ilişkilerine kendi ailelerinden taşıdıkları alışkanlıklarıdır. Aşık olduğunuzda yaşamınıza aldığınız sadece bir erkek veya kadın değildir; sevdiğiniz insan hayatınıza tüm ailesiyle girer. Örneğin kendi ailesinde ebeveyn sorumluluğunu taşımaya alışmış bir erkek evlenince, ailesinden alamadığı sevgiyi eşinden alabilmek için ?çocuk?laşabilir. Doğal olarak ta eşler arasındaki denge bozulabilir. Dengeyi sağlamanın yolu ancak kişinin kendi ailesinde ?çocuk? olduğunu hatırlamasından yani ?küçülmesinden? ve eşiyle olan ilişkisinde de tekrar sorumluluk almaya başlamasından yani ?büyümesinden? geçer.
Bir çocukla yetişkin arasındaki farka baktığımızda ilk dikkati çeken, yaptıklarımızdan duyduğumuz sorumluluk oranıdır. Bir çocuk olarak yaptıklarımız karşısında o masum bakışın ve dudak büzmesinin arkasına saklanabiliyorken, bir yetişkin olarak her zaman çevremizdeki her şeye karşı daha fazla sorumluluk taşırız. Büyümek için sorumsuzluk duygusu ile başkalarının bakımına muhtaç olduğumuz duygusundan vazgeçmemiz gerekir.
Ebeveynle çocuk arasındaki ilişkide doğal bir dengesizlik vardır. Çocuk ebeveyninden alır, ebeveynde çocuğa verir. Çiftler arasındaki ilişki ise dengeli olmak zorundadır. Karşılıklı bir alışveriş vardır ve her iki taraf da hem alan hem veren rollerini mümkün olduğunca eşit olarak oynarlar.
Yaşam Çiçeğinin desenleri evrendeki her şeyi oluşturan kutsal oranların çıkış noktasıdır. Aslında çember değil küredir. Kutsal geometriyle bağdaştırılır. Semavi dinlerin hepsinde kullanılmıştır. Bu kutsal geometri, kendimizin ve evrenin gerçeğine ulaşmakta bize yardımcı olur.
Yaşam Çiçeğinin çizimi sadece Mısır? da değil, dünyanın her tarafında bulunur. Bu çizim İrlanda? da, Türkiye? de, İngiltere? de, İsrail? de, Çin? de, Tibet?te, Hindistan? da, Japonya? da her yerde bulunur. Dünyanın her yerinde de adı aynıdır: Yaşam Çiçeği. Evrende başka yerlerde adı değişiktir. İki temel isim Sessizliğin Dili ve Işığın Dili olarak tercüme edilebilir. Bütün dillerin kaynağıdır. Evrenin öncelikli dilidir: Saf şekil ve orantı.
Yaşam Çiçeğine çiçek denilmesinin nedeni sadece çiçeğe benzemesinden değil meyve ağacının evrelerini temsil etmesinden dolayıdır da.
Bugün Ramazan ayının ilk günü. Bildiğiniz gibi Ramazan ayı Hz. Muhammed?e Kur?an-ı Kerim?in indirilmeye başlandığı aydır. Ramazanın kelime kökünü incelediğimizde iki fikir öne çıkmakta;
1- Ramad kelimesi Arapçada ?yanmak? anlamına geliyor. Aslında tasavvufi bakışla hem Hz. Muhammed?in hem de tüm insanlığın pişmesi ile ilişkilendirilebilir. Hz. Muhammed?de Ramazan ayı için ?günahların yandığı aydır? diye buyurmuştur.
2- Ramda kelimesi, ?yaz sonunda sonbahar öncesi yağan ve yeryüzünü kirden temizleyen yağmur? manasına gelir. Ramazan ayıda inananların günahlarının temizlendiği aydır.
Ayrıca Ramazan ayı için ?rahmet ve mağrifet ayıdır? denmesinin nedeni hecelerinde görülebilir; Arapçada Ra-ma-z-a-n heceleri bölündüğünde Ra (Rahmet), ma(mağrifet-affedilme), z(ateşten muhafaza edilme), a(Amaan:Emniyet), n(Nur) anlamına gelmektedir. Mağrifet ayıdır çünkü, ?Kendini bilen, Rabbini bilir.?
Bir psikolojik danışman olarak, psikoloji kökenli sıkıntıların giderilmesi ve davranışların değişiminin sağlanması uzmanlık alanım. Dolayısıyla zamanımın çoğu, danışanlarımın yaşantılarını mümkün olan en yüksek kalitede sürdürebilmeleri için gereken sağlıklı duygu, düşünce ve davranış haline doğru geliştirmelerine yardımcı olmakla geçiyor. Birçok meslektaşım gibi uzun süre bende çeşitli terapi yöntemleriyle danışanlarımın akıl sağlıklarını korumalarına yardımcı olmaya çalıştım. Ancak seanslar ilerledikçe fark etmeye başladım ki, danışanlarımın sorunlarının kökünden çözülebilmesi için ?bu dünyaya ait olan akıllarının ikna edilmesi ve farkındalığının artırılması kadar?, ?bedenlerinin çevresini saran ve bu dünyaya ait olmayan astral bedenlerindeki ruhsal kayıtların? da onarılması gerekebiliyor.
Bu dünyanın en mutlu ve özenilen karakterleri şüphesiz ?Kahraman?lardır. Özellikle çocuklar ve gençler inanılmaz bir sezginin etkisiyle kahramanlara hayrandırlar. Kahramanların başkaları için kendilerini gözden çıkarışı, inancı yolunda önüne çıkan engellere ve tehlikelere karşı takındığı yiğitçe tavrı herkesi derinden etkiler.
Kahramanlar, inanç ve cesareti şahsında birleştirmiş kimselerdir. Ancak onların inançları yapıcı ve birleştirici olup, daima insanlığın yararına dönüktür. Esasen kahramanlar ölümün düğümünü önceden çözmüş, onu yaşarken yenmişlerdir. ?Korkuya bilgisiyle, düşmanlığa sevgisiyle üstün gelen? insan için ölüm korkup kaçılacak değil, belki sevgi ile yerine getirilecek bir ödevdir. Bu ödevin verdiği duygu ise, ölümün cılız acılarını unutturacak dolgunluk ve güzelliktedir.
Geçmiş yaşam regresyon çalışmaları aslında çağlar boyunca yapıla gelen çalışmalardır. Ancak geçtiğimiz yüzyılın ortalarından itibaren bazı bilim adamlarının üzerinde yoğunlukla çalıştıkları, zorlu vakalarda regresyon çalışmalarının etkinliklerini fark etmeleri, bu çalışmaların dünya çapında yayılmasına ve kabul görüp, uygulanmasına olanak sağlamıştır. Geçmiş yaşam regresyon çalışmaları, yurt dışında neredeyse tamamı psikologlardan oluşan çok değerli bilim adamlarının çalışmalarında artık önemli oranda yer verdiği bir çalışma modelidir ve gerek Amerika, gerekse Avrupa?da oluşturduğu dernek yapılanmalarıyla bilimsel ve kalıcı bir model olacağını göstermekte.
Thot?un Kitabı?nda; ?Ruhunu yükseltebilmek için fazlalıklardan kurtulman gerekir. Ruhunu hafifleştirmeye bak.? der ve ekler ?Yücelmek için istemen yeterlidir. Yücelen diğer ruhların etrafa nasıl dağıldıklarına ve ilahi gruplar oluşturduğuna bak. Her biri kendilerine uygun bölgelere yükselip, o bölgenin meleğinin kanatları altında toplanmaktalar.? Bir zamanlar Atlantis?te Thot tarafından kaleme alınan bu bilgiler, yine Thot tarafından Mısır?a getirilmiş ve burada muhafaza edilmiştir. Bu yedili hiyerarşik yapı Hindistan?ın Yedi Deva?sı, Persler?in Yedi Amşapand?ı, Kabal?ın Yedi Sefirot?u, İslam?ın Tasavvufundaki ve Orta Asya Türk geleneklerindeki Yedi Katlı Gök anlayışlarında yansır. Bu yedi Kubbe; Bilgi, Güzellik, Aşk, Adalet, Görkem, Bilgelik ve Ölümsüzlük?tür.
0-6 yaş arasında temeli oluşan özsaygımızı bilinçlenerek geliştirebiliriz.
ÖZSAYGI, ?evet? demek istediğinde ?evet?, ?hayır? demek istediğinde ?hayır? diyebilmektir.
ÖZSAYGI, önce kendine saygı ve sevgi duyarak gülümseyebilmek, bu insan benim dostum diyebilmek, karşı cins olsaydı onu eş olarak seçmeyi arzu edebilmektir.
ÖZSAYGI, kendini beğenmişlikten kendini beğenmeye doğru yapılan bir yolculuktur.
Hayatta?yüksek öz-değer? başarının anahtarıdır.