Author Archive
Simyacı, Brezilyalı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho’nun, yayınlandığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir “fenomen” olarak değerlendirilen üçüncü romanı. Simyacı, altı yılda kırk iki ülkede yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez’den bu yana görülmemiş bir olay. Yüreğinde, çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir “klasik” kimliği kazanan Simyacı’yı Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i ve Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston’u ile karşılaştıranlar var (Publishers Weekly). Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitleri’nin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir “nasihatnâme”: “Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın?” sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu.
Çağımızın, belki de insanlık tarihinin en büyük bilginlerinden biri olan Sri Nisargadatta Maharaj’ın olağanüstü öğretisini içeren bu büyük eseri sizlere sunmaktan onur duyuyoruz. İnsanlık bugün, her zaman olduğundan daha fazla aydınlanmaya, kendini, aslında ne olduğunu bilmeye, özünü idrak etmeye ve iç huzuruna kavuşmaya şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Sri Nisargadatta, bir güzellik, sevgi ve sadelik örneği olan öğretisiyle okuru gerçekdışı rüyasında, içinde bulunduğu zavallı, korku ve ıstırap dolu hayal dünyasından uyanmaya, gerçek, sınırsız ve edebi varlığını, özünü idrak etmeye çağırıyor. BEN O’YUM, varoluşun gerçeğiyle ilgili tüm düşünce ve inançlarımızı derinden sarsarak, bizi bütünlük, birlik ve mükemmellik içeren sınırsız bir anlayışla karşı karşıya getiriyor.
Evrenin en büyük gücüne sahip olduğunuzu biliyor musunuz? Bu güç düşüncedir. Yaşamınızı yöneten şey aslında düşünme biçiminizdir. Düşünme biçiminiz sizi başarıdan başarıya ya da tam bir başarısızlığa götürebilir; size sevgi ve mutluluk ya da yalnızlık ve sefil bir yaşam verebilir. Jack Ensing Addington ünlü bir hukukçu olmasının yanı sıra ruhsal bilimler üzerine de eğitim görmüş ve bu bilimi kendi yıllar süren derin inceleme ve araştırmalarıyla geliştirmiş bir kişi. Yazar insanın önünde gerçekten yeni bir ufuk açan bu kitabında Evrensel Akıl’ın bilgeliğini kullanabilmemizi sağlayacak, benliği sınırlayan düşünce kalıplarını ortadan kaldıracak, başarısızlığı olağanüstü bir başarıya dönüştürecek bilgiyi Ortak Bilinç’ten nasıl elde edebileceğimizi öğretiyor.
Bir martının kendini aşma azmi, özünü bulma çabası… Martı Jonathan’ın hikayesi… Özgürlük ve başkaldırma üzerine yazılmış kendisi küçük ama verdiği mesaj açısından oldukça büyük bir kitap. Sürüye katılmak istemeyenlerin dikkatle okuması gerekiyor bu kitabı. Richard Bach martı Jonathan aracılığıyla insanlara önemli mesajlar vermiş. Sıradanlıktan mükemmelliğe giden adımları, bir martının yaşamında hikayeleştirmiş. Toplumun sıradanlaşma isteğini ve toplumdan farklı olmak isteyenlere karşı bu toplumun ne kadar acımasızca davranabileceğini tümgercekliğiyle anlatıyor. Bu sıradanlığa karşı koymak isteyenlerin nasıl zorluklarla karşılacağına dair kısa ve öz bir hikaye.
Ünlü yazar ve Yeni Çağ Hareketi’nin öncülerinden Dan Millman, bu birçok dile çevrilen ve milyonlarca adet satan olağanüstü eserinde, doğum tarihine göre hayat amacını bulmayla ilgili çok kadim ve gizemli bir yöntemi gerçek bir yetkinlik ve iç görüyle açıklıyor. Yazar Millman tarafından yıllardır, dünyanın dört bir yanından binlerce kişi üzerinde denenmiş ve sınanmış bu Hayat-Amacı Sistemi, gücünü, zaman içinde kanıtlanmış doğruluğundan almakta. Bu kitap, sunduğu son derece şaşırtıcı ve çok değerli bilgilerle binlerce insanın hayat amacını keşfetmesine, hayatında yepyeni bir anlam, yön ve doyum bulmasına ve giderek yaşamını pozitif yönde değiştirmesine yardımcı oldu.
Aynada gördüğümüz kişi bizim en büyük düşmanımız da olabilir, en büyük dostumuz da. Bu neyle yaşamayı seçtiğimize bağlı. Işığımızın sevgisiyle mi, gölgelerimizin korkusuyla mı yaşamayı seçiyoruz? Işığımızı bilincimize çıkarmadıkça, bilinçaltımız bizim adımıza seçimlerini yapar. Ve farkında bile olmadan geçmişimizin gölgelerinde yaşama mahkum oluruz.
Gölgelerimizle barışmadığımız sürece, şikayet ederiz, acı çekeriz, suçlarız, suçluluk duyarız, kızarız, “zavallı ben” rolünü oynayarak sorumluluk üstlenmekten kaçarız -tüm bunların, doyumlu bir yaşam sürmek için bize en ufak bir yararı olmadığını bile bile.
Yeni keşif ve icatlara zemin hazırlayan etkili yollardan biri de beyin fırtınasıdır (Brainstorming). Beyin fırtınasının temel prensibi şudur: Bir problemi çözmekle görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir üretirler. Buradaki problem illâ da bir sıkıntılı durum olmayabilir (Negatif problem) . Olumlu bir problem de olabilir. Meselâ bir şirket, yılsonunda elde ettiği kârı en verimli bir şekilde nasıl kullanacağını bir beyin fırtınası seansı ile halledebilir. Beyin fırtınası seanslarında üretilen fikirler mantıksız, sıra dışı, çılgınca ve görünüşte imkânsız olabilirler. Burada temel kaide, kesinlikle eleştiri ve kritik olmamasıdır. ‘Nasıl olur? Bu da olur mu? Hadi be sende! Kafayı mı yedin!’ türünden sözler henüz yeni ortaya çıkmış veya çıkacak olan fikri hemen yok edebilir.
Konu: Water ? The Great Mystery (Su-Büyük Gizem); ?Ne Biliyoruz ki? filminde Japon doktor Masaru Emoto?nun su molekülleriyle yaptığı deneyleri hatırlarsınız. Bu belgesel, Emoto?nun çalışmasını da içine katarak, konuya daha geniş bir perspektiften yaklaşıyor ve yaşam iksirimiz Su? yun ?deyim yerindeyse- ruhunu inceliyor.
Suyumuzu sadece fiziksel olarak değil, ruhen de nasıl kirlettiğimizi ve bunun bizlere olan etkilerini anlatıyor.
Bu belgeselden sonra Su ile olan ilişkinizin değişecegine emin olabilirsiniz.
Konu: Baraka filmi kelimelerle zor tarif edilebilen, gerçek anlamda görsel bir film..Barakada standart bir olay örgüsü olmamakla birlikte sadece büyük metropollerin ve mistik doğunun gizemli resimleri var. Binbir türlü sinemasal atraksiyonla kotarılan ve sürekli çalan müzik eşliğinde seyirciye sunulan Baraka bizleri kimi zaman Japonya Ülkesinin kalabalık yerleşim birimlerindeki kargaşaya ortak ediyor, kimi zamansa sufi törenlerine götürüyor. Açılışında, yaşlı bir maymunun hüzünlü bakışıyla sizi etkileyecek olan Baraka, yedinci sanatın teknik anlamda ulaştığı noktayı göstermekle kalmıyor, aynı zamanda bizlere içinde yaşadığımız gelişmiş sanayi toplumundan insan manzaraları sunuyor.
Konu: İnsanın karanlık taraflarıyla yüzleşmesini anlatan ve ?Işığı arayanların karanlık yönü? nün yazari Debbie Ford? un hazırladıgı, sıra dışı bir belgeseldir. Carl Gustav Jung un Gölge arketipine dayanır. Bu arketipin çevreninde etkisiyle tamamlanmasıyla kişinin yaşamı üzerinde nasıl karanlık bulutlar gibi dolaşmaya başladığını, birçok değerli bilim adamı ve yazarın yorumlarıyla destekleyerek anlatmış. (deepak chopra gibi )
Seyrettiğinizde bile yaşamınızda birşeyler değişmeye başlayacak.
Birde çalışmalarına katılıp gölgenizle buluştuğunuzu düşünün.